Süperbahis Neden Yavaş?

15 Şubat 2010

Bir bakalım gezinelim dedik bahis forumlarında bahis sitelerinde ve bloglarında. Karşımıza en çok çıkan problemlerden biri süperbahis ‘in neden yavaş olduğu idi. Son 2-3 gündür süperbahis bahis sitesi biraz yavaşmış. Canım biraz yavaş olması normal dedik ama nedenine birde bakalım dedik.

Ardından süperbahis ile bahisle ilgili forumları tekrar yokladık, baktık okadar iddaa yorumları ve iddaa tahminleri arasında birde süperbahis sitesi ile ilgili haberleri aradık. Öğrendik ki asıl sorun şuymuş:

Bazı bahis severler süperbahis sitesine superbahis.com adresinden girmeye çalışıyorlar, bu kişiler bu engelli siteye girmek için DNS kullandıklarından dolayı dns de bağlantınızı yavaşlattığı için süperbahis sitesine yoğun zamanlarda biraz yavaş bağlanıyorlar. Dolaysıyla istedikleri hızda süperbahis sitesinde gezinemedikleri için futbol müsabakaları arasındaki karşılaştırmayı yapamıyor veya yetişemiyorlarmış. Bizden tavsiye süperbahis ‘ in yeni adresinden giriş yapmayı deneyin, superbahis.com yerine superbahis77.com adresini kullanın.

ALMANYA KUPASINDA NELER OLUYOR

27 Ekim 2009

serdartasci_stuttgart_uzuntu_furth_sevinc_10Greuther Furth [1 - 0] Stuttgart
32′ [1 - 0] B. Nehrig

Bundesliga’da da zor günler geçiren ve haftasonunda Hannover 96′ya yenilerek 14. sıraya kadar gerileyen Markus Babbel’in öğrencileri bir şok da kupada yaşadı.

Alt lig temsilcisi Greuther Fürth’e 32. dakikada Nehrig’in kaydettiği golle boyun eğen Stuttgart kötü gidişini sürdürürken, haftasonunda Bayern Münih karşısında vereceği zorlu sınav öncesinde taraftarını bir kez daha üzdü.

HER ZAMAN BAŞARAMAYABİLİYORSUNUZ

26 Ekim 2009

aydinyilmaz_gsGalatasaray TV’de yayınlanan Kaleydoskop Programı’na konuk olan Aydın Yılmaz, Rijkaard’la anlaşıldığını duyduğunda sevindiğini dile getirerek, ”Çünkü Rijkaard’ın gençlere önem veren bir hoca olduğunu biliyorduk. Bunu bize de gösterdi. Bana ve bütün genç arkadaşlarıma elinden geldiğince görev verdi, bunu yaparken de kimseden çekinmedi. Belki Rijkaard olmasa forma şansı bulamayacaktık. Bende ve bütün genç arkadaşlarımda hocamızın önemi ve yeri çok büyük. Çünkü bana güvendi ve forma şansı verdi. Biz de gençler olarak bu güveni boşa çıkarmadık. Sahada her fırsatta elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Rijkaard’ın genç futbolcuları değerlendirmeye yönelik hamlelerini çok başarılı buluyorum ve gerekli görüyorum” diye konuştu.

Takımda önünde Kewell, Keita, Arda, Baros gibi oyuncuların bulunduğunu anlatan Aydın, ”Ama bu önemli isimlerin varlığına rağmen aklımda oynayamayacağıma dair düşünceler yok. As takımda daha sık forma şansı bulan arkadaşlarım da benim iyi oynadığım zaman formayı alabileceğimi biliyorlar ve bu sebepten ötürü formlarını yüksek tutmak için çaba sarf etmek durumunda kalıyorlar” dedi.

Netanya maçında üç asist yapmasının ve manşetlerde yer almasının kendisi için çok iyi olduğunu anlatan Aydın, ancak böyle bir performansı sonrasında istikrarı sağlayabilmenin önemli olduğunu ifade etti.

Aydın, ”Ben de bu maçın ardından sürekli olarak skora katkıda bulunmak isterdim. Ama bunu her zaman başaramayabiliyorsunuz. Ondan sonraki maçlarda da elimden gelenin en iyisini yaptım ve bu dönemin benim adıma iyi geçtiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

”Şu anda performansının ne kadarını kullandığını düşünüyorsun? Gerçek Aydın’ı izleyebiliyor muyuz?” sorusu üzerine Aydın, ”Ne kadar olduğunu değil de bunun üzerine ne kadar koyabileceğimi hissediyorum. O güveni yakaladıktan sonra da daha iyi yerlere geleceğime inanıyorum” yanıtını verdi.

Aydın, Galatasaray’ın (A) takımında oynandığını bu da hedeflerinden birisi olduğunu kaydederken, ”Burada bir süre geçirmek zorundayım zaten. Daha da kalıcı olmayı hedefliyorum. Ondan sonra (A) Milli Takım geliyor” dedi.

Galatasaray’daki performansının ardından milli takıma da yükseleceğine inandığını belirten Aydın, ”Oraya yükseldikten sonra her futbolcunun hayali vardır. Avrupa’da forma giymemiş olan her futbolcunun hayalinde orada oynamak vardır. Benim de en çok istediğim şeylerden biri İspanya Ligi’nde oynamak. Desteklediğim takım ise Real Madrid” şeklinde konuştu.

Taraftarların kendisiyle Uğur’u çok karıştırdığını belirten Aydın, taraftarlarla ilgili anılarını da şöyle anlattı:
”Bazen dışarda görüldüğümüz zaman fotoğraf çektirmek istiyorlar. ‘Uğur fotoğraf çektirebilir miyiz?’ diyorlar. Ben aynı şeyleri Uğur’a da söyledim. Uğur da, ‘bana da Aydın diyorlar’ dedi. Çok karıştırıyor taraftarlar bizi… Galatasaray taraftarını gerçekten çok beğeniyorum. Ali Sami Yen’de oynadığımız zaman yedek kulübesindeysem zaman zaman onları seyrediyorum. Onların Türkiye’de takımlarına en çok destek veren taraftar grubu olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bizi sahada çok iyi destekliyorlar, ateşliyorlar.”

Wolverhampton Aston Villa Karşılaşmasında Sonuç 1-1 Oldu

24 Ekim 2009

johncarew_berra_wolverhampton_astonvilla_10_07Premier Lig’de Liverpool’un ardından Chelsea’yi de mağlup ederek ilk 4 için iddiasını ortaya koyan Aston Villa, Wolverhampton’a yenildi. İlk yarısı golsüz sona eren mücadelenin sonlarına doğru golcüsü Agbonlahor ile öne geçen Martin O’Neill’in öğrencileri Blake’in penaltı golüne engel olamadı: 1-1

Wolverhampton Wanderers [1 - 1] Aston Villa
79′ [0 - 1] G. Agbonlahor
83′ [1 - 1] S. Ebanks-Blake (pen.)

Stat:
Molineux

Hakem:
Peter Walton

Wolverhampton
Hennessey, Elokobi, Berra, Craddock, Zubar, Kightly (Dk. 86 Iwelumo), Castillo, Henry, Edwards (Dk. 76 Milijas), Doyle, S. Ebanks-Blake (Dk. 86 Halford)

Aston Villa
Friedel, Cuellar, Collins, Dunne, Warnock, Petrov, Milner, Young, Sidwell, Agbonlahor, Carew (Dk. 71 Heskey)

Sarı kartlar
Dk. 61 Zubar (Wolves), Dk. 54 Carew, Dk. 60 Warnock (Aston Villa)

Premier Lig’de 10. haftanın açılış mücadelesinde ligin yeni ekibi Wolwerhampton Wanderers, Aston Villa’yı konuk etti.

Ligin 3. haftasında Liverpool’u deplasmanda devirdikten sonra geçen hafta da şampiyonluğun güçlü favorisi Chelsea’yi mağlup ederek ilk 4 için iddiasını ortaya koyan Aston Villa ilk yarıda sahaya istediği gibi bir oyun yansıtamayınca ev sahibi ekibin pozisyonlarıyla geçen ilk yarı golsüz sona erdi.

2. yarıda daha derli toplu bir görüntü sergileyen Aston Villa aradığı golü 79. dakikada buldu. Heskey’nin pasıyla ceza sahası içinde buluşan Agbonlahor, Craddock’tan hızlı bir hareketle kurtulup dönerek vurdu ve takımını öne geçirdi: 1-0

Ancak Wolverhampton 4 dakika sonra eşitliği yakaladı. Sidwell’in Kightly’yi düşürmesiyle kazanılan penaltı atışını gole çeviren Blake skoru 1-1′e taşıdı.

Kalan dakikalarda her iki takımın da eşitliği bozma çabası başka gol getirmeyince taraflar sahadan 1-1′lik beraberlikle ayrıldı.

Bu beraberlikle puanını 17′ye yükselten Aston Villa, kendisiyle aynı puanda 5. sırada bulunan Manchester City’yi yakalarken, Wolves ise 9 puana yükselerek 2 maç fazlasıyla 15. sırayı Bolton’dan devraldı.

Kanada GP’si Yeniden Yarışa Dahil

23 Ekim 2009

istanbulpark_pist_04Formula 1 Dünya Şampiyonası’nda 2010 sezonu takvimi açıklanırken İstanbul Park Pisti’nde koşulacak olan Türkiye Grand Prix’sinin kesin olmayan tarihi 30 Mayıs olarak belirlendi.
Kanada GP’sinin yeniden dahil edildiği yarış takvimi, Aralık ayındaki yapılacak toplantı ile kesinleşecek.

Dünya Motor Sporları Konseyi’nin açıklamasına göre, Kanada Grand Prix’sinin yeniden dahil edildiği yarışların takvimi, Aralık ayındaki toplantıda kesinleşecek.

Yarışların henüz kesinleşmeyen takvimi şöyle:
14 Mart: Bahreyn
28 Mart: Avustralya
3 Nisan: Malezya
18 Nisan: Çin
9 Mayıs: İspanya
16 Mayıs: Monaco
30 Mayıs: Türkiye
13 Haziran: Kanada
27 Haziran: Avrupa
11 Temmuz: İngiltere
25 Temmuz: Almanya
1 Ağustos: Macaristan
29 Ağustos: Belçika
12 Eylül: İtalya
26 Eylül: Singapur
3 Ekim: Japonya
17 Ekim: Güney Kore
31 Ekim: Abu Dabi
14 Kasım: Brezilya

Bizim için en önemli maç Dinamo Bükreş maçı

21 Ekim 2009

rijkaard_gstv_rprtjGalatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, Galatasaray Televizyonu’nda yayınlanan “Rijkaard’la Soru Cevap” programında gündeme ilişkin önemli açıklamalar taptı.

İşte sarı kırmızılıların resmi internet sitesinde yer alan röportaj;
Fenerbahçe, Gaziantepspor deplasmanında mağlup oldu. Bu takım için itici bir güç oldu diyebilir miyiz? Bu mağlubiyetin ardından hocamız farklı bir motivasyon konuşması yaptı mı? Yada öğrencilerinde böyle bir motivasyon gördü mü?
Bu skoru öğrendiğimiz zaman tam takım toplantısından çıktık ve televizyonu açtığımızda öğrendik tam otobüse giderken. Herkes biliyordu skoru. Burada önemli olan kendi göstereceğiniz performans.Tabi rakip takımın aldığı sonuçta önemli ama kendi performansımızın ve Trabzonspor maçının ne kadar önemli olduğunu biliyorduk.

Maçın ilk bölümüne baktığımız zaman Galatasaray rakibini baskısıyla bunalttı hatta topu kenarada çok iyi indirip hem duran toplardan hemde kenar ortalarından çok sayıda pozisyonda yakaladı ve 2-0’ı bir anda yakaladı. Maçın başında bu tempo planlanan bir durum muydu yoksa birazda Trabzonspor’un oyun planımı bunda etkili oldu ?
Kesinlikle böyle başlamak istiyorduk. Kafamızda böyle bir başlangıç vardı ve takımımızda bunu en iyi şekilde yaptı. Dediğiniz gibi çok iyi bir performansla ve çok iyi başladık maça ve gol pozisyonları yarattık.

Zorluk derecesi yüksek maçlarda yüksek tempoyla başlamak avantaj mıdır yoksa bu Trabzonspor’a has bir durum mu?
Kesinlikle böyle başlamak istiyorduk ve böyle de başladık çünkü bu tip maçlarda hızlı başlamanın en büyük avantajlarından biri taraftarınıza verdiğiniz mesaj. Onlarda bizim arkamızdalardı. Takımdan bu performansı gördüğü için, o yüzden çok önemliydi. Burada sadece planlanmayan ve bizi üzen taraf ilk yarının sonunda yediğimiz goldü.

2-0’dan sonra fark artabilirdi ama bir anda skor 2-1 oldu ve ilginç bir gol oldu o da. Devreye 2-1 girilmesi sanırım Frank Rijkaard’ın da oyun planını sekteye uğrattı. Yoksa ikinci yarı için farklı bir oyun planı vardı diyebilirmiyiz.
Bu son dakikada yenilen gol mutlaka futbolcularımı etkilemiş olabilir. Frikikten gelen top futbolcumuzun ayağına çarptı ve bir pozisyon hatası yaşadık ne yazıkki ve böyle bir gol yedik. Mutlaka futbolcularımızı etkilemiş olabilir. Ama Trabzonspor’da iyi takım, ona da değinmemiz lazım.

İkinci yarıda çok fazla top kaybı yaşandı Galatasaray’da ve bir anda skor 2-2’ye geldi. Hocamız nasıl yorumluyor 2-0’dan oyunun birden 2-2’ye gelmesini?
Tabiiki bu çok zor bir durum. Özellikle 2-0’dan 2-2’ye gelmesi mutlaka karşı tarafı da cesaretlendiriyor, onlar içinde büyük bir avantaj oluyor. Bizim ordan sonra maçı kurtarmamız biraz daha zor olabilirdi ancak futbolcularıma ben tekrar teşekkür etmek istiyorum çünkü mental olarakta ne kadar hazır olduklarını gösterdiler ve 2-2’ye geldikten sonra 2 gol daha atmayı başardık. Bu tabiiki yeterli bir sonuçtu bizim için.

Gollerde acaba bir takım savunması zaafiyeti mi doğdu? Çünkü hocamızın total futbol felsefesiyle ters düşen bir durum var. Acaba toplu defans, toplu hücum felsefesi o zaman için bir aksaklık mı ortaya çıkardı?
Tamamen o şekilde yorumlamamak lazım. Özellikle ilk yarıda çok yoğun ve temposu yüksek bir maç geçti. O yüzden futbolcularımızda yorgunluk belirtileri olmuş olabilir. Bu yüzden top kayıpları da fazlalaştı diyebiliriz. Bireysel olarakta futbolcuların gününde olması çok önemlidir, bundanda kaynaklanabilir. Mesela ilk gol frikikten geldi ve total futbolla bir alakası yok.

Aslında şunu sormak istiyorum. Son 2 maç Ankaragücü ve Trabzonspor maçlarında yenilen gol sayısı 6. Bunun bir izahatını yaparsa hocamız, taraftarların gönlü de rahat olacaktır.
Bu birazda hesap işi. 2 maçta 6 gol yemiş olabiliriz ama sezon başından beri bakıyorsunuz çok sayıda attığımız gollerde var yani attığımız goller yediklerimizden daha fazla. Futbolda en önemli olan şey gol atmak. 3 tane yemiş olabiliriz Trabzonspor maçında ama 4 tane gol atmayı becerdik. Onun haricinde maç içindeki pozisyonlar ve atak kombinasyonları çok önemliydi mesela Keita’nın kanatlardan getirip ortaladığı toplar. Mesela Milan Baros’un ön direği zorlaması, Arda’nın Baros’a pasları. Bunlar çok güzel şeyler ve bende görmekten çok mutlu oluyorum bu tip şeyleri. Önemli olan gol atmak. Baktığınız zaman 3 yedik ama 4 attık. Mutlaka golü engellemeniz de lazım. Biz zaten bu tip çalışmaları her zaman yapıyoruz antrenmanlarımızda ve devam da edeceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın, taraftarlarımızında herhangi bir şüphesi olmasın.Yediğimiz golleri minimuma indirip yeteri kadar atmaya çalışacağız.

Yine bölüm bölüm devam edelim. Galatasaray 2-2’den sonra tekrar skoru yakaladı. Burada konuşulması gereken bir durum var ki Kewell-Barış değişikliği.. Maç sonundaki röportajımızda da ben hocamıza sordum. Biraz daha geniş kapsamlı konuşalım istiyorum. Takım’ın gole ihtiyacı olduğu dakikalarda, yapılan bu değişiklik aslında sisteminde değiştiğini görüyoruz. Tabii skoru da beraberinde getirdi. Nasıl yorumlar hocamız?
Öncelikle Kewell’ı kutluyorum. Çünkü kendisi çok iyi performans gösterdi. Çokta güzel bir gol attı. Elinden gelenin en iyisini yaptığını söyleyebilirim. Zaten biz bunu maçtan önce ekibimizle de konuşmuştuk. İkinci yarıda Kewell’ı oyundan çıkartacaktık. Çünkü kendisi Avustralya Milli Takımı’nda oynamıştı ve uzun bir yolculuğun ardından çok yorgun döndü. Bu yüzden Kewell’ın ikinci yarıda çıkacağı belliydi. Onun haricinde ikinci yarıda az öncede konuştuğumuz gibi orta sahada biraz kontrolü kaybettik. Top yapamamaya, çok pas hatası yapmaya başladık. Biraz orta sahanın kontrolünü rakip takıma verdik. O yüzden bizim o dakikada oyuna girip takımı toparlayıp ateşleyecek, bizi canlandıracak, mücadele edecek birine ihtiyacımız vardı. Bunu da Barış olarak gördük. Kendisine de teşekkür ediyorum. Çünkü çok iyi bir performans gösterdi. Attığımz golde payı var biliyorsunuz, pasını o verdi. O yüzden yani. Bu değişiklik o sebeplerden dolayı gerçekleşti.

Peki o zaman biraz oyunculardan da bahsedelim. Mesela biraz Keita’dan bahsetmek lazım. Fildişili oyuncu Trabzonspor maçında enerjisini yine konuşturdu. Asistleri var. Hatta yanlış hatırlamıyorsam 3 tane de gollük pası var. Hocamız Keita’yla ilgili neler söylemek ister?
Keita’nın gösterdiği performanstan çok memnunum. Kendisinin oyun stili böyle. Birazcık risk alarak oynuyor. Ama bu tip oyunu sevdiğini söyleyebilirim. Bu oyun tarzı, rakipler karşısında gerçekten etkili oluyor. O yüzden bayağı pozisyonlara girdi, pozisyonlar hazırladı, gayet iyi bir performans gösterdi.

Birazda Ayhan’dan bahsedelim. Ayhan, sahanın en isabetli pas veren oyuncusu, 55 pas yapmış ve 25 etkili aksiyonu var. Yine öne çıkan bir isim. Tempo ayarlama konusunda sanırım takım için çok önemli bir oyuncu?
Sizin de dediğiniz gibi, herkesin bildiği gibi Ayhan bizim için çok önemli bir futbolcu. Kendiside aynı Keita gibi maça çok hızlı başladı, önde bastı, devamlı top çaldı. Gerçekten inanılmaz bir takım ruhuyla oynadı. O da bizim için çok önemli bir oyuncu.

Galatasaray şimdi çok kritik bir haftaya girdi. Önce Perşembe günü Dinamo Bükreş maçı var, bizde bu maçla başlayalım. Galatasaray, bu maçı kazandığı takdirde çok büyük avantaj sağlayacak. Bu maçla ilgli hocamız neler söyleyecek?
Tabi ki bizim için çok önemli bir maç olacak. Kazandığımız takdirde gruptan çıkmak için büyük bir avantaj yakalayacağız. Ama bizim için bir önümüzdeki maç her zaman en önemli maçtır. Şuan önümüzdeki maç Dinamo Bükreş maçı, o yüzden ayrı bir önemi de var.

Farklı bir kadro denemesi gelebilir mi? Moda tabiriyle rotasyon olabilir mi ?
Olabilir..

Aslında bir gerçek var ki Türkiye’de Fenerbahçe-Galatasaray maçları birçok maçtan ayrı bir önem taşıyor. Şimdi Fenerbahçe maçından önce takımı psikolojk anlamda Bükreş maçına hazırlamak, çokta kolay olmayacak. Futbolcuları hocamız bu duruma nasıl hazırlamayı planlıyor.
Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının önemini, ne kadar özel olduğunu çok iyi biliyorum. Ama bizim için en önemli maç dediğim gibi, bir önümüzdeki maç yani Dinamo Bükreş maçı. Bu maça hepimizin çok iyi konsantre olması gerekiyor. Bükreş maçından alınacak üç puan bizi Avrupa Lig’inde çok rahatlatacaktır. Aynı zamanda Bükreş maçından alınacak üç puan moralimizi maksimum seviyeye çıkartacaktır ve bu da direk Fenerbahçe maçını etkileyecektir. O yüzden bu şekilde hazırlanacağız.

Peki çok önemlidir dedik ülkemizde Fenerbahçe-Galatasaray derbileri Türkiye’de… Hocamız nasıl bakıyor derbiye?
Tabi ki çok önemli. Benim içinde önemli. Ama bence Dinamo Bükreş maçından sonra bunu konuşmak, daha mantıklı olur.

Haftalık program yaptığımız için, derbiyide içine sıkıştırmak durumunda kalıyoruz. Mecburen yeri gelmişken derbiyi de sormak zorundayım. Dünyaca ünlü bir teknik adamla bu programı yaptığımız için bunu merak ediyorum. Derbi haftası hocamız özel bir hazırlık yapar mı? Derbi haftası böyle büyük hocalar için nasıl geçer?
Önemli olan hocalardan ziyade, futbolcuların o maça kendilerini nasıl hazırladığıdır. Onun haricinde çok zor maç olacak, bunun bilincindeyiz. Ama elimizden gelen herşeyi yapacağız..

Tansiyonu yüksek bir maç bizi bekliyor. Bizde duygusal bir toplumuz ve bunu oynadığımız futbola da yansıtıyoruz. Dolayısıyla bu gerginliği azaltmak için hocalarımıza büyük iş düşüyor. Psikolojik faktörlerden de biraz bahsedelim mi? Hocamız bir değerlendirme yapabilir mi?
Bu tip maçlara futbolcuları hazırlamak çokta zor olmaz. Çünkü futbolcuların beklediği maçlardır bunlar. Onlar kendi kendini motive eder zaten. Tansiyonu yüksek olabilir, o yüzden çok akıllı olmamız lazım.

Derbilerde istatistikler önemlidir. Hocamızında önemli bir istatistiği var kolay kolay derbi kaybetmiyor. Örneğin; Barcelona’nın başındayken yanılmıyorsam sadece bir kez Real Madrid’e yenildi, hatta içeride dışarda yenen tek hoca diye hatırlıyorum. Bu anlamda da Galatasaraylılar’ın böyle bir güvencesi var. Umarım bu istatistikler Galatasaray’a da yansır, benim en büyük temennim o. Tabi sizinde bildiğiniz gibi deplasmanda oynadığımız Fenerbahçe maçlarında sonuçlara bakarsak çok başarılı sonuçlar aldığımız söylenemez ve ben umarımki bunu değiştiriceğimizi düşünüyorum. Bunu değiştirebiliriz, buna inanıyorum. 9 yıldır Kadıköy’de galip gelemiyor Galatasaray, işin birde psikolojik olarak bu durumu var. Futbolcuları hocamız bu duruma karşı nasıl hazırlamayı düşünüyor? Bu durumla nasıl başedebilirler?
İstatistikler kırılmak için yapılmıştır, o yüzden umarım bizde bunu başarıcaz. 9 yıldır yenemememiz mutlaka bizim takım üzerinde ekstra bir motivasyon sağlayacaktır. Fenerbahçe’ye baktığımız zaman tabiiki iyi bir takım. Özellikle defansif olarakta iyi oynayan bir takım. Ama aynı zamanda bizimde ofansif olarak iyi oynayan bir takımımız var. O gün de istediğimiz şeyler yaparsak, iyi düzen alırsak saha içinde bu istatistiği bozabiliriz.

Hocamızın son olarak bu kritik virajla ilgili eklemek istediği birşey var mı? Dinamo Bükreş maçı olur, Trabzonspor maçı olur veya Fenerbahçe derbisiyle ilgili eklemek istediği son birşey varsa alalım.
Mutlaka bir önünüzdeki maç en önemli maçtır ve bir önünüzdeki maçı kazanırsanız devam edersiniz ve şampiyon olursunuz.

Beşiktaş Rövanşa Bıraktı

20 Ekim 2009

bjkWels kentinde yapılan maçın ilk periyotunu 25-19, devreyi 45-39 yenik kapatan siyah-beyazlılar, 3. periyotu da 62-57 geride tamamladıktan sonra maçtan 74-69 yenik ayrıldı.

Avusturya ekibinde Conley, 25 sayı, 16 ribaunt, 3 asist ve 4 top çalma istatistiğiyle maçın yıldızı olurken, Klette 14 sayı, Lamesiç de 12 sayı, 10 ribaunt ve 3 asistle galibiyete büyük katkı sağladı.

Beşiktaş’ta ise Cevher Özer’in 20 sayı ve 6 ribaunt, Baxter’ın 19 sayı, 7 ribaunt, 3 asist ve 4 blok, Newley’in de 12 sayı ve 3 ribauntluk performansları galibiyet için yeterli olmadı.

Karşılaşmanın rövanşı 27 Ekim Salı günü İstanbul’da yapılacak.

Gururlarımız Yurda Döndü

19 Ekim 2009

tayfuntasdemir01Air France Havayolları’na ait uçakla Paris’ten gelen milli takım kafilesi, Atatürk Havalimanı’nda, İstanbul Gençlik Spor İl Müdürlüğü yetkililerince karşılandı.

Bilardo Federasyonu Başkanı Uğur Kurugöllü, yaptığı açıklamada, ”Çok zorlu bir şampiyonaydı. Şampiyonaya 2 takımla katıldık. (B) takımımız namağlup beşinci olurken, (A) takımımız finalde Hollanda’yı yenerek şampiyon oldu. Herkese hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.

Şampiyonada, Tayfun Taşdemir ve Lütfi Cenet’ten oluşan (A) Milli Takım, Avrupa şampiyonluğuna ulaşırken, Hakan İncekara ve Can Çapak’tan oluşan (B) Milli Takım ise çeyrek finalde Hollanda ile puan beraberliği olmasına karşın ortalama dezavantajıyla beşinci olabildi.

Bir İstifada Sağlam’dan

18 Ekim 2009

nurullah_saglam_011Nurullah Sağlam kendisine ait resmi internet sitesinden yaptığı basın açıklamasında, ligin 9. haftasında dün karşılaştıkları Bursaspor’a son dakikalarda yenilen golle 3-2 mağlup olmalarının ardından, başkan Ali İpek’in soyunma odasına gelerek, oyuncularına ve kendisine birtakım onur zedeleyici tavırlar sergilemesinin istifa kararının gerekçesi olduğunu belirtti.

Tecrübeli teknik adamın yaptığı açıklama şöyle:
”03.09.2009 tarihinde göreve geldiğimiz Denizlispor Kulübü’nde yaşayabileceğimiz sıkıntıları önceden kestirebilmek çok zor değildi. Ancak bu kulübe olan geçmişteki gönül bağımız, maddiyatı gözetmeksizin bu görevi kabul etmemizde en büyük etken oldu.

Göreve geldiğimizden bugüne kadar, ben ve ekibim iyi niyetle, 24 saatimizi kulüpte geçirerek birtakım şeylerin düzelmesi için oyuncularımla emek ve kader birliği yaptık. Haftalar ilerledikçe mesafe katettiğimizden ve doğru yolda olduğumuzdan, oyuncularımla birlikte bir an bile şüphe duymadık.

Ancak, Bursaspor maçı sonrası sayın başkanın soyunma odasına gelerek, oyuncularımın ve benim meslek onurunu zedeleyecek bir söz sarf etmesi, kendime ve mesleğime olan saygımdan dolayı asla kabullenemeyeceğim bir durumdu. İşin en önemli ve vahim boyutu ise bu söylemin, tüm oyuncularımın önünde gerçekleşmesi ve bir daha tamir edilebilmesi mümkün olmayan bir şekle dönüşmesiydi.

Oyuncularıma güvenimin tam olmasına ve takımın bu zorlukların üstesinden geleceğinden zerre kadar şüphem olmamasına rağmen, meslek onurumun gereği olarak, üzülerek de olsa Denizlispor’daki görevimden istifa etme kararı aldım.

Bu görevi kabul etmemde büyük pay sahibi olan sayın Cumhuriyet Başsavcımız Kazım Arapoğlu’na ve son olarak göreve başladığımız günden bu yana desteğini bizden esirgemeyen büyük Denizlispor taraftarına sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.”

Barça’dan Yalanlama

17 Ekim 2009

yayatoure_boca_01Manchester City’nin yıldızı Robinho’nun Barça gündeminde olduğu bilinirken son günlerde çıkan haberlerde Katalan ekibinin orta saha oyuncusu Yaya Toure’nin Brezilyalı oyuncunun transferi için takasta kullanulacağı iddia edilmişti.

Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve futbol oynamaya konsantre olmak istediğini belirten Fildişili oyuncu Sky Sports’a yaptığı açıklamada “Benim hiçbir anlaşmadan haberim yok. Ben Barcelona’nın bir oyuncusuyum ve muhteşem bir sezon daha geçirmeyi planlıyorum.” şeklinde konuştu.

Son günlerde çıkan haberler 2 takımın Yaya Toure’yi kardeşi Kolo ile City’de birleştirebilecek bir transfer için görüşmelere başladığını öne sürmüştü.